logo

Çatı Katı Masalları

Derya Deniz Dinç

Derya Deniz Dinç
ddinc@windowslive.com

Eğer bir çatı katında yaşamadan hayatım sonlanırsa gözüm arkada gideceğimi bilmelisiniz. Küçücük bir çocuktum çatı katı hayranlıklarım başladığında. Göz alabildiğince büyük bir teras, birçok çiçek, büyük bir masa, oturacak kanepeler ve gökyüzünün maviliği adeta büyülerdi beni.

Kalem ve kâğıtla ilk tanıştığım andan itibaren yazıyorum. Bazen sorgulamışımdır, acaba çok yalnız kaldım da yazarak mı dindirdim içimdeki tekliğimi? Bu sorunun cevabını hala çözmüş değilim. Yine de 35 yıldır yazıyorum. Yazarken kendimi çok daha iyi ve özgür hissettiğimi itiraf etmeliyim. Çocukken anneanneme mektuplar yazardım ve resimli kâğıtlara sarar verirdim. Anneannem ise büyük bir itina ile açar, sanki önemli bir devlet mektubu gibi inceler, sonrada;

-Güzel kızım, bir gün seni herkes okuyacak, derdi. Anneannemin övgülerinden nasıl haz alırdım. Gider hemen yeni mektuplar yazmaya çalışırdım.

Karşı komşumuz büyük bir çatı katında oturuyordu. Çocukları yoktu. Yalnızca yaşlı karı koca ve işlerini yapan orta yaşlı bir hanım vardı görünürde. Bir gün alışveriş yapmışlardı karı koca. Ama ağırdı fileleri. O zamanlar plastik poşetler yoktu. Rengârenk ip filelerde taşınırdı alınanlar. Koşarak yanlarına gittim:

-Teyzeciğim taşıyayım mı? Dedim.

Çok kibar bir hali vardı bu teyzenin, farklıydı. Çocuk yanım dahi bunu sezebiliyordu.

-Yorulmayasın kara kızım, dedi.

-Yok, ben yorulmam, diyerek kaptım fileleri ve onları beklemeden evlerine çıktım. İçeri girmem için ısrar ettiler. Hiç çekinmeden girdim. İnanılmaz zevkle döşenmiş bu evde garip bir büyü vardı. İnsanı içine çeken ve mest eden… İlk dikkatimi çeken şey büyük pikap oldu. Anneannemde Türk Sanat Müziğini ve plakları çok severdi. Yüzlerce plağı vardı. Pikap dinlemek anneannemin evinden çok yakından bildiğim bir kültürdü.

Gayri ihtiyari plaklara yöneldim. Çok uzun olan saçlarıma dokunan bir el ile irkildim. Sıçramama çok üzülen komşu teyze,

-Korkuttum mu kara kız affedersin, dedi.

-Yok, korkmadım dalmışım, dedim.

-Sen plak dinlemeyi seviyor musun?

-Anneannem ve ben hep dinliyoruz. Ama anneannem hep Sanat Müziği dinliyor. Bu hafta Ulus’a gidecek Bana söz verdi. Benim için türkü plakları alacak.

-Bende de birkaç türkü plağı var. İstersen dinleyebilirsin, dedi.

-Olur dedim.

Bir plak yerleştirdi pikaba. Daha evvel hiç duymadığım bir ses, çok yabancı bir müzik türü.

Mahsuni Şerif çobandır

Meskenim dumanlı dağdır

Bebektir ama insandır

Amman doktor bak bebeğe.

Hayatımı alt üst eden bu plağı dinlerken gözyaşlarım sel gibi akıyordu. Ağlıyor, ağladıkça coşuyordum. Kadın ve eşi başıma geldiler.

-Çok mu duygulandın küçüğüm? Diye sorarken saçlarımı okşuyordu kadın.

-Eski bir plaktır aslında, diye açıklama yaptı sonra.

O gün, o an türkülere gönül verdiğimi bilmiyordum. Bağlama ile aşkımın o gün başladığını, Âşık Mahsuni’nin ömrümce unutamayacağım bir şahsiyet olacağını da bilmiyordum. Ama oldu.

İşin asıl en ilginç yanı, bu olaydan asla haberi olmayan annemin seneler sonra bana anlattığı bir hikâyedir. Ben henüz 2 yaşında dahi değilken anneannemlerde yüzlerce plak içerisinden; yarısından fazlası aynı şirket, renk ve desende olmasına rağmen Âşık Mahsuni Şerif’in Acı Doktor Bak Bebeğe isimli plağını bulur, anneme ya da anneanneme uzatır o plağı dinlemeden rahat vermezmişim. Allah uzun ömürler versin; anneciğim hala yaşıyor şükürler olsun. Bu olayın canlı şahidi kendisidir.

Hayat tesadüflerden ibarettir. Her birimizin bu şekilde enteresan anıları vardır eminim. Ben türkülere âşık olduğumda 2 yaşında değilmişim henüz. Hâlâ içimin yangını da, serinliği de türkülerdir. Sevdayı türküler gibi anlatan, felsefeyi türkülerdeki gibi aktaran ne gördüm, ne duydum henüz.

Müziğin evrenselliğine, dili olmadığına tüm kalbimle inanıyorum. Bu sebeple Joaquín Rodrigo Vidre’nin gitar konçertosunu da, Hacı Arif Bey’in Olmaz ilâç sine-i sad pâreme eserini de, Nida Tüfekçi Hocamın Dersini Almış Da Ediyor Ezber’ini de büyük hazla dinliyorum.

Gelin görün ki; türküler bir başka yakıyor içimi. Miletli Thales’in; hiç bir iktidarın gücü türküler kadar güçlü değildir, sözü geliveriyor hemen aklıma. Dünyaya, kültürlere, sevdalara gücü yeten türkülerimizin benim küçücük dünyama mı gücü yetmeyecek? Elbette alıp götürüverdi beni benden. İyi ki de götürdü. Çünkü ben türkülerden öğrendim gerçek yaşamayı, düz yaşamayı, ekosuz yaşamayı.

Türküler kadar derin, türküler kadar gerçek, türküler kadar güzel bir yaşam diliyorum hepinize…

Aşk ile eyvallah…

Deniz DİNÇ

Paylaşın:
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • İNFAK’TA YARIŞ İNSANI ÖZGÜRLEŞTİR

    28 Mart 2025 Köşe Yazıları

    Sahabe İnfakı imanın en önemli gerçeği olarak kabul etmiş bu uğurda birbirleriyle yarışmıştır.  ‘’Sevdiğiniz şeylerden infak etmedikçe  asla iyiliğe erişemezsiniz şüphesiz ne infak ederseniz Allah onu bilir’’  ayeti,  sahabenin İnfak anlayışının temelini oluşturmuştur.  Ayet, iyiliğe ve hayra erişmek için sadece  iman etmenin yeterli olmayacağını ifade ederken İnfak etmeninin dinde en belirgin ölçü olduğunu vurgulamıştır. Bu ayet aynı zamanda Müslümanları sınamaya tabi tutarak onların iman ölçülerini test etmiştir...
  • ACILARLA YORGUN DÜŞMÜŞ MEMLEKETLER NEFES ALMAYA BAŞLAMIŞ

    28 Aralık 2024 Köşe Yazıları

    6 Şubat Kıyametini yerinde görmüştüm. Allah’ım bu şehirler nasıl ayağa kalkar diye çok üzülmüştüm. Tekrar buraları yerinde görmek için bölgeye gittim. İlçeleri, köyleri gezdim. Ve devletin gücünü yerinde gördüm. Dağ, taş ova Toki konutları ile dolmuş. Yapılan köy evleri bile villa gibi olmuş ve her köye devletin şefkat eli değmiş. ‘’Maşallah’’ diyememek vicdansız insanlar için bile çok  zor. Enkazlar kaldırılmış yerinde dönüşümler bir hayli yol almış. Toki ise adeta kimsesizlerin kimsesi olmuş. Adıyaman’da 22 bin konut tamamlanmı...
  • Zonguldak, Bartın ve Karabük, ‘’Kağıthane’ de’’ buluşuyor!

    09 Aralık 2024 İstanbul, Kağıthane, Köşe Yazıları

    Kağıthane Belediyesi ev sahipliğinde düzenlenecek olan Karaelmas Tanıtım Günleri için hazırlıklar tamamlandı. 13-14-15 Aralık tarihlerinde Hasbahçe etkinlik alanında yapılacak olan etkinlik, Zonguldak, Bartın ve Karabük illerinin kültürel ve yerel değerlerini tanıtmayı amaçlıyor. Tanıtım günlerinin açılış programının   Cuma günü öğlenden sonrası yapılması planlanıyor. Programa  Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un yanı sıra İstanbul Valisi  Davut Gül, tanıtım günlerinin ev sahibi illerin vali milletvekili kaymakam ve belediye ba...
  • SÖMÜRGECİLER VE OKULLARI-II

    05 Kasım 2024 Köşe Yazıları

    (Yabancı Okullar Meselesi) Bir önceki yazımızda, Cumhuriyet Dönemine kadar geçen süreçte yabancı okullar meselesini ele almıştık. Bu yazımızda ise Cumhuriyetin ilanından sonraki süreci ele alacağız. Özetlemek gerekirse Osmanlı İmparatorluğu’nun yabancı okullar ile tanışması 16. yüzyılın ikinci yarısında başlamış, Tanzimat ve Islahat Fermanları’nın sağladığı fırsatları kullanan misyonerlerin gayreti ile sayıları bu okullarınhızla sayıları artmıştır. Örneğin 1908 yılında Osmanlı’nın sadece taşra vilayetlerinde, 2.948 Gayrimüslimve 297 Ecne...