Son Dakika
Bir mübarek Ramazan Ayını daha geride bıraktık… Şükürler olsun Bayrama ulaştık. Sözlerime Şair Abdurrahim Karakoç ‘un dizeleriyle başlamak istiyorum…
Gölgesinde otur amma
Yaprak senden incinmesin.
Temizlen de gir mezara
Toprak senden incinmesin.
İşte insanlığın bu dünyadaki temel felsefesi bu olmalıdır. Kimse bir başkasını incitmediği takdirde bu dünya cennet olmaz mı? Bedenimiz nasıl Allah’a ait ise, sahip olduğumuz tüm mal ve servetimiz de o’na aittir. O, başta bedenimiz olmak üzere verdiği nimetleri kendi yolunda harcamamızı, helalinden çalışıp kazanmamızı, israf ve gösteriş amaçlı tüketimden sakınmamızı ihtiyaç sahiplerine yardım etmemizi emretmektedir. Bu da kibirden, hırstan uzak mütevazilik ve adaletli olmaktan ve de paylaşmaktan geçer. Bu vasıfları taşıyan insan da asla karıncayı bile incitmez. Zannediyorum Cennete giden yollardan biri de hiç bir canlıyı üzmemekten geçer.
Kibarlık kadar güzel, Nobranlık kadar kötü ne vardır. Allah, elçilerinden Hz. Musa’ya bile; git Firavun’a kibarca tebliğde bulun derken, esasında tüm kullarına ; öncelikle kibar olun mesajı vermiştir.Hani bir söz vardır ya; ‘’Tatlı dil ve şefkat yılanı deliğinden çıkarır’’.
İşte insanlığın kurtuluş ilacı bu olmalıdır. Bu dünya herkese yeter … Yeter ki; ahlak, maneviyat, eşitlik, adalet, paylaşım, yardımlaşma ve dayanışma iklimi olsun… Yeter ki hırslarımızdan, kibir ve şöhret- şehvet sapkınlığımızdan, aç gözlülük ve doymazlığımızdan, içimizdeki kıskançlık ve hasetliğimizi terk edelim. Sevgi toplumu bu hasletlerin giderilmesiyle olur. Birilerinin slogan hamalı olmak kime ne kazandırır.
Hal böyleyken, insanoğlu kendisinin gurbette olduğunu keşfetmelidir. Kısacık ömrün farkında olarak yaşam yörüngesini şekillendirmelidir. Öbür aleme koşarak gitmek için Sezai Karakoç’un ifadesiyle ‘’uzatma dünya sürgünümü benim’’ diyerek bu dünyayı elinin tersiyle itmesi gereklidir. Başka da kurtuluşumuz yoktur dostlar…
Mal -mülk, koltuk, kariyer, makam, şöhret , şehvet, kibir, hırs dünya tapınakçılığının en temel unsurları; şirk bataklığına saplanmanın kaideleridir. Son yıllarda bunu açıkça görmekteyiz. Dünyevileşme yarışı maalesef bizim dostlarımızın da vazgeçemediği bir hale geldi. İstisnalar hariç dünyevileşme gölünde boğulmak üzere on binlerce kardeşimiz var. Üstelik bunu yaparken de söz de davayı kamuflaj yaparak icra ettiler.
Yine Sezai Karakoç’un ifadesiyle; ‘’Dava için para kazanmaya giden adamların hiçbiri eve geri dönmedi’’ sözü ne kadar önemli, bir o kadar da durumumuzu net bir şekilde özetlemektedir. Acilen bu dünyevileşme dalgalarında çırpınmaktan kurtulmalıyız. Bizler, geldik gidiyoruz. Belki ömrümüzün son çeyreğine geldik , belki de yarın öleceğiz … En azından ailemizi, çocuklarımızı eş ve dostlarımızı bu cendereden kurtarmak için mücadele etmeliyiz. Bu mücadele bana göre farz gördüğümüz ve bildiğimiz ibadetleri yapmakla eş değerdir. Çünkü dünyevileşme insanlığı hakikat yolundan uzaklaştırarak gerçek hayatı yani Ahiret Yurdunu, ebedi alemi unutturmaktadır.
Sonuç: Son Ramazan ‘ı bir hiçlik mücadelesi için geçirenlere , paylaşma ve yardımlaşmada yarışanlara, sevgi ve hoş görüyü zirveye çıkarmaya çalışanlara, incitmemek ve üzmemek için mücadele edenlere, zekat ve sadakalarını vererek temizlenenlere, anlamak için ağlamasını bilenlere, acıları paylaşanlara, yetimlerin başlarını okşayanlara selam olsun
Bayramınız Mübarek Olsun.
CEMİL ÖĞÜTCÜ
17 NİSAN 2023 PAZARTESİ
İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI
28 Mart 2025 Köşe Yazıları
28 Aralık 2024 Köşe Yazıları
09 Aralık 2024 İstanbul, Kağıthane, Köşe Yazıları
05 Kasım 2024 Köşe Yazıları