logo

Mezhep Taasubu Din Olarak Algılandıkça Batı, Kan Göletlerini Çoğaltmak da Kararlı

Cemil Öğütcü

Cemil Öğütcü
cemil@sadabadhaber.com


Dış politika batıya endeksli olursa İslam Coğrafyasından kan gölü eksik olmaz …  Rahmetli Özal’ı sever ve vizyonu geniş ufku açık bir lider olarak hep takdir etmişimdir. Özal’ın hedefi Adriyatik’ten Çin yurduna kadar Türk Birliğini hayal eder, Türkiye’nin çıkışının bu projede olduğunu söylerdi. Araplara hiç güvenmez, lakin maddi olarak onlardan yaralanmasını iyi bilirdi .Araplarla yol yürünmeyeceğini bilen rahmetli, en büyük yanlışı Irak’ın işgal edilmesinde, rol üstlenmesinde yaptı. Amerikan’ın güdümünde bir tavır sergileyerek bu coğrafyada kan akmasının başlamasına neden olanlardan biriydi.

Tıpkı  bugüne  benzeyen söylemde olduğu gibi Özal; ‘’ bu Saddam diktatör, faşist, cani halkına zulmediyor, Irak’a demokrasi gelmesi lazım,  Saddam mutlaka  gitmelidir’’ diyerek Amerikan ağzıyla halkı manipüle ediyordu. Elbette ki Saddam diktatör ve zalimdi … Amerika- Türkiye müttefiki, Batı  Bloku, bizimde lojistik desteğimizle Irak’ı işgal etti. Gelinen noktada 2 milyon ıraklı öldürülürken, yüz binlerce Müslüman kadın tecavüze uğradı. Milyonlarca çocuk yetim ve öksüz kaldı. 22 milyon Irak nüfusu 16 milyona düştü. Çünkü milyonlarca Iraklı da ülkesini terk ederek göç etti.

   Yıllar geçti bu ülkeye ne demokrasi nede başka bir rejim geldi. Şimdi bu ülke her gün iç savaş yaşıyor ve her gün yüzlerce Müslüman, Müslüman eliyle katlediliyor. Üstüne üstlük birde toprak bütünlüğü, mezhepsel ayrışmalarla üçe bölünmüş. Özetle Irak Ülkesi, huzur yerine sadece kan üretiyor … Petrol gibi yer altı nimeti de Irkçı kapitalist başta Amerika olmak üzere tüm batı ülkeleri tarafından sömürülüyor.

Suriye’de aynı senaryo var … Elbette  Esed zalim ve Diktatör ….  Ama Suriye, eskiden olduğu gibi şimdi daha çok  terörizmin merkezi olmuş … Dünyanın en cani onlarca terör örgütü İslam adına Müslüman avına çıkmış. Gelinen noktada 200 binden fazla ölü belki 4 milyonun üzerinde göç var … Diyelim ki Esat gitti, Suriye’ye ne demokrasi ne de başka bir rejim gelir … Sadece kan akıtmada, Müslüman öldürmede yarış rejimi gelerek bu sefer ölü sayısı 3 milyonu bulur. Tıpkı Irak’ta olduğu gibi Suriye’de mezhepsel ayrışmalarla 3-4 parçalaya bölünerek ebedi istikrasızlığa mahkum edilir.Zaten şimdiki haliyle de bölünmüş durumda.

Tıpkı Libya’da olduğu gibi … Gelelim Ortadoğu ve İslam ülkelerinden önemli konumda olan Mısır’a … ‘’Mısır’da Arap Baharı’’ kervanına uyarak Ihvan Hareketi müthiş bir direniş gerçekleştirdi. Diktatör ve zalim Mübarek gönderildi. Ardından seçimle büyük bir çoğunluğun desteği ile  Mursi, devlet başkanı oldu. Sonra ise ülke karıştırılarak yaklaşık birkaç hafta içinde 10 bin insan katledildi. Amerika bölgedeki iş birlikçi ülkelerle  başta Suud olmak üzere hemen  u dönüşü yaparak yeni ve daha genç olan diktatör Sisi’yi hem de sözde seçimle iktidara getirdi. Şimdi Mısır’da Ihvan Hareketi (Müslüman Kardeşler) çok kötü durumda.Sisi,  adeta Ihvan avına çıkmış … Ya öldürüyor ya tutukluyor. Önemli kanaat önderleri ve liderleri idama mahkum edilirken, kimseden maalesef ses çıkmıyor. Hal böyle olunca bu hareket satıldı. Eskiden söylem bazında, Cumhurbaşkanı Tayyip Bey’in ve Katar’ın desteği vardı. Şimdi kurumsal olarak hiçbir ülkenin ve liderin desteği de kalmadı. Olan Mısır halkına, özellikle de diken üstünde duran Ihvan taraftarlarına oldu.

    Libya’da Kaddafi gitti de ne oldu?

 Libya aşiretler ve mafyalar ülkesi oldu. Başta petrol olmak üzere tüm yeraltı zenginlikleri batılılar tarafından parsellenirken her gün yüzlerce Müslüman bir birini kasap gibi doğruyor.Daha 3 gün önce Libya Karasularında 700 kişi başta Libya olmak üzere ülkelerinden kaçarken tekneleri battı ve can verdiler. Cesetler tıpkı balık ölümleri gibi sahile savrulmuştu. İnsanlığımdan ve Müslümanlığımdan utandım. Başta İslam ülkekeri olmak üzere yine kimseden ses yok. Libya’da  Devle otoritesi olmadığı gibi otorite sağlayan bir grupta yok  … Hal böyle olunca sadece kan göletleri her platformda  çoğalmaya devam ediyor.

Libya Lideri Kaddafi Öldürülmeden önce Ülke nasıl dı?

İşte Kaddafi’nin Libyası’nda halka götürülen hizmetlerden bir bölümü: 
* Libya’da evlerde kullanılan elektrik bedava.
* Su ve doğalgaz zorunlu ihtiyaç kapsamında olduğu için bedava.
* Libya’da eğitim ve sağlık hizmetleri bedava.
* Libya devleti, tüm hastalara ilacı hiçbir ücret talep etmeden veriyor.
* Benzinin litresi 20 Kuruş.
* Libya ulusal bankaları faiz almıyor.
* Libya borcu olmayan aksine alacağı olan nadir ülkelerden biri. 
* Libya’da arabalar fabrika çıkış fiyatına satılıyor, nakliye bedellerini ise devlet karşılıyor.
* Yurtdışında burslu okuyan öğrencilere Libya devleti iadesiz olarak aylık 4200 TL burs veriyor.
* Libya’da tüm üniversite mezunları bir iş bulana kadar maaşa bağlanıyor.
* Libya’da evlenmek isteyen tüm çiftlere devlet 150 metrekarelik daire veriyor.
* Libya’da istisnasız olarak her aile aylık 750 Türk Lirası yardım alıyor.
* Petrol gelirlerinin yüzde 90’ı Libya halkına gidiyor.

Türkiye için yaptıkları da unutulmaz
İktidarı ele geçirdiği 1969 yılında ilk iş olarak Libya petrollerini yağmalayan ABD ve İngiliz petrol şirketlerini ülkeden uzaklaştıran Kaddafi, Türkiye’deki Batı yanlılarının pompaladığı kara propagandaya rağmen, Türk dostu bir liderdi. Bunu zor zamanlarında Türkiye’ye verdiği destekle her zaman gösterdi. 
1974 Kıbrıs Barış Harekatı’nda Türkiye bedava uçak yakıtı veren Kaddafi, ülkemize ayrıca ciddi miktarda askeri mühimmat da verdi. Kaddafi döneminde Türk müteahhitleri Libya’da ilk sırada yer alıyordu. Müteahhitlik sektörü Türklerin elindeydi. İsyan başladığında Türk müteahhitlerin bu ülkede 28 milyar dolarlık iş hacmi bulunuyordu. Oysa Libya’da şimdi ise Ulusal Geçiş Konseyi, Libya petrollerinin yüzde 35’ini Fransa’ya bedava verdi. Geri kalan ise ABD, İngiltere ve diğerleri arasında paylaşıldı. İzmirli bir müteahhidin ifadesiyle, Libya’da iş yapan Türk müteahhitler de bundan böyle daha ucuza iş yapan Çinlilerden ihale kapabilirlerse Amerikalı müteahhitlerin taşeronu olacak. Libya halkı ne mi yiyecek? Ulusal Geçiş Konseyi’ne 300 milyon dolar aktaran Türkiye para gönderirse, maaş yani ekmek alacaklar yoksa ABD politikalarına taşeronluk yapan Ortadoğu ülkelerinde olduğu gibi azının karnı tok, çoğunun karnı aç olacak!

Kaddafi’nin Ölümünü nasıl duyurdular

Dünya bir diktatörden kurtuldu”, “Tiran’ın sonu”, “Diktatörün ölümü” , “Kaddafi, son”, “Ateş etmeyin diye yalvardı”, “Bir diktatörün sonu”… Atlantik medyası ve onların Türkiye ayağı medya, Libya lideri Kaddafi’nin ölümünün ardından bu başlıkları attı.

BAŞARDILAR

Sonuçta İslam Coğrafyası’nda geçmişte tek düşman vardı onun adı; İsrail  idi…  Şimdi İsrail düşmanlıktan çıkarılarak Müslüman Müslüman’ın düşmanı oldu. Mezhep savaşları adı altında bölge ülkelerini kanlı bıçaklı yaparak ufalıyorlar. Ülkelerin nüfusları ve toprakları parçalanarak küçülüyor. Adeta küçük yemlikler haline getiriliyor, Ordular, ekonomiler zayıflatılarak insanlar borçlandırılıyor, çaresizleştiriliyor, köleleştiriliyor

Batı bunları yaparken de yıllardır hep aynı argümanı kullandı … Demokrasi ve Diktatörlük bir anlamda tiranlık … Peki Suudi Amerika(!), Kuveyt, Katar’da ne kadar demokrasi var? … Elbette diğer işgale uğramış ülkelerden çok daha geri … Neden onlara dokunulmuyor? şu anda onlara ekonomik olarak ve bölgenin dizaynı açısından ihtiyaç var … Müslümanlar uyanmazlarsa sıra onlara da  gelecek. Öyle görülüyor ki Batının, İsrail’in planları saat gibi işliyor… Şu sıralar hiç İsrail’den bahseden var mı? Aksine İsrail ile müttefik olmak için yarış başladı. Ve batı bölgede kan göletlerini çoğaltmak için ısrarlı  … Biz Müslümanlar ise HZ. Peygamberden 250-300 yıl sonra ortaya çıkmış mezhep taasubunu din olarak alıyor, Kur’an ve peygamberin sünnetini terk ediyoruz.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın son günlerde sıkça dillendirdiği; ‘’bize ne Sünni’den Şia’dan …. Bizim için sadece İslam vardır sözünü herkes dillendirmelidir. Kardeşlik projesi ve kanın durması ancak böyle olur.

Paylaşın:
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • İNFAK’TA YARIŞ İNSANI ÖZGÜRLEŞTİR

    28 Mart 2025 Köşe Yazıları

    Sahabe İnfakı imanın en önemli gerçeği olarak kabul etmiş bu uğurda birbirleriyle yarışmıştır.  ‘’Sevdiğiniz şeylerden infak etmedikçe  asla iyiliğe erişemezsiniz şüphesiz ne infak ederseniz Allah onu bilir’’  ayeti,  sahabenin İnfak anlayışının temelini oluşturmuştur.  Ayet, iyiliğe ve hayra erişmek için sadece  iman etmenin yeterli olmayacağını ifade ederken İnfak etmeninin dinde en belirgin ölçü olduğunu vurgulamıştır. Bu ayet aynı zamanda Müslümanları sınamaya tabi tutarak onların iman ölçülerini test etmiştir...
  • ACILARLA YORGUN DÜŞMÜŞ MEMLEKETLER NEFES ALMAYA BAŞLAMIŞ

    28 Aralık 2024 Köşe Yazıları

    6 Şubat Kıyametini yerinde görmüştüm. Allah’ım bu şehirler nasıl ayağa kalkar diye çok üzülmüştüm. Tekrar buraları yerinde görmek için bölgeye gittim. İlçeleri, köyleri gezdim. Ve devletin gücünü yerinde gördüm. Dağ, taş ova Toki konutları ile dolmuş. Yapılan köy evleri bile villa gibi olmuş ve her köye devletin şefkat eli değmiş. ‘’Maşallah’’ diyememek vicdansız insanlar için bile çok  zor. Enkazlar kaldırılmış yerinde dönüşümler bir hayli yol almış. Toki ise adeta kimsesizlerin kimsesi olmuş. Adıyaman’da 22 bin konut tamamlanmı...
  • Zonguldak, Bartın ve Karabük, ‘’Kağıthane’ de’’ buluşuyor!

    09 Aralık 2024 İstanbul, Kağıthane, Köşe Yazıları

    Kağıthane Belediyesi ev sahipliğinde düzenlenecek olan Karaelmas Tanıtım Günleri için hazırlıklar tamamlandı. 13-14-15 Aralık tarihlerinde Hasbahçe etkinlik alanında yapılacak olan etkinlik, Zonguldak, Bartın ve Karabük illerinin kültürel ve yerel değerlerini tanıtmayı amaçlıyor. Tanıtım günlerinin açılış programının   Cuma günü öğlenden sonrası yapılması planlanıyor. Programa  Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un yanı sıra İstanbul Valisi  Davut Gül, tanıtım günlerinin ev sahibi illerin vali milletvekili kaymakam ve belediye ba...
  • SÖMÜRGECİLER VE OKULLARI-II

    05 Kasım 2024 Köşe Yazıları

    (Yabancı Okullar Meselesi) Bir önceki yazımızda, Cumhuriyet Dönemine kadar geçen süreçte yabancı okullar meselesini ele almıştık. Bu yazımızda ise Cumhuriyetin ilanından sonraki süreci ele alacağız. Özetlemek gerekirse Osmanlı İmparatorluğu’nun yabancı okullar ile tanışması 16. yüzyılın ikinci yarısında başlamış, Tanzimat ve Islahat Fermanları’nın sağladığı fırsatları kullanan misyonerlerin gayreti ile sayıları bu okullarınhızla sayıları artmıştır. Örneğin 1908 yılında Osmanlı’nın sadece taşra vilayetlerinde, 2.948 Gayrimüslimve 297 Ecne...